28 Aralık 2015

okul dergisi

okul için bir dergi hazırlıyorum fakat bir takım dangozluklar nedeniyle can sıkan bi hadise oldu o. hep böyle olur. başkaları işin içine girince işin tadı kaçıyor. zira benim hayatımda hep bu başkaları,dangoz bir şekilde kednilerini varoluşun koynuna atan şahıslardan oluşmuştur.

pek matah bir hayatı olmayan bir insanım. 

ama ne yazayım? 


 



30 Ekim 2015

mesai

bi fikrim var, onu hayata geçirmek istiyorum; şimdi o fikir ne söylemeyeyim burada, zira muhtemelen gerçekleştiremeyeceim çünkü güzel fikirleri olan korkak bi insanım.

sayın aruoba şu harika yazısında bu tür korkalıklara değinmektedir.

şunu dinliyorum.

"adorno’ya göre sanatta yanlılık sorunu". onur bilge kula'nın yazısı. I - II - III

çok önemli bir yazı: "suriye suçları ve diğerleri" korkut boratav'ın yazısı

bu aralar şunu okuyorum. yok, ben filmi varsa onu alayım diyorsanız o da şurda. (fakat biraz artı on sekiz ona göre.)

"1 kasım seçimine giderken savaş-barış ikileminde ne istiyoruz?" murat peker'in yazısı.

bir açacak olmadan şişe açmanın dokuz yolu.

meltem gürle'ye göre borges'i;
1. Modernistler söylenecek her şeyi söyledi derken yepyeni hikayeler anlatmayı başardığı için,
2. Evrenin körcesine dolaştığımız bir kütüphane olduğunu bildiği için,
3. "Düşleyenin düşünde, düşlenen uyandı" cümlesini yazabilecek tek kişi olduğu için...
okumak zorundaymışız.
sabit fikir'in diğer "niçin okumalıyız?"ları şurda.

45 santimlik beliyle şakınlık yaratan betty brosmer

"and olsun" yücel göktürk'ün yazısı.

"burası dingo'nun ahırı değil." gözde bedeloğlu'nun yazısı.

"diktatörlük döngüsünü kırmak: barışı siyasallaştırmak" dinçer demirkent'in yazısı

sosyalist düşünce enstitüsü tarafından çekilen, marx’ın komünist manifesto kitabından uyarlanan ve arjantin’de 4 bölümlük mini-dizi halinde yayınlanan “marx geri döndü” adlı mini-diziyi türkçe altyazılı olarak şurada izleyebilirsiniz.

herneyse. artık kalkayım madem internetin başından da bi temizlik operasyonuna girişeyim. belki sonra şu süper fikri hayata geçirmek için harekete falan da geçerim ki sanırım işte o zaman hakikaten iklim değişir ve akdeniz olur fakat sanmıyorum: başlamayınca sınırlarınla yüzleşmeyi o kadar ötelemiş oluyosun zira. ne gerek var anunokyim.

5 Mart 2013

anne


“O zamanlar, mutluluk ve huzur içinde uyuyabilmem için, benim kendi annemin, genelde kusur diye adlandırılan, ama benim diğer yüz hatlarından ayırmadan sevdiğim, gözünün altındaki lekesiyle yüzünü bana doğru eğmesi gerekirdi; bu huzuru, ileride hiçbir sevgili veremedi bana, çünkü sevgililere daha inandığımız anda onlardan şüpheleniriz ve sevgililerin kalbine, benim, annemin kalbine bir tek öpücükle, bir art düşüncenin sakinimi olmaksızın, bana yönelmeyen bir niyetin izini taşımadan, bütünüyle sahip olduğum şekilde sahip olamayız”

Marcel Proust - Swann'ların Tarafı

1 Aralık 2012

kashmir


şunu dinliyordum. bu gün ne yapsam diye düşündü genç adam. insan gözleri açık dinleyemiyor bu parçayı. bu bir 'parça' olarak nitelendirilebilecek bi şey midir? nerden başlasam ne yazsam? uyandım gittim kahvaltı yaptım sonra eve geldim şimdi bu aletin başındayım. biraz sonra bi şeyler okumak için yine bi yerlere gideceğim. kapı mı çaldı? pantolonlarımı makineye koymuştum. şimdi asmam gerekecek. çok saçma bi hallerdeyim.

24 Ağustos 2012

sakal


milan, "ama sakalını kestirmelisin," dedi.

kulaklarıma inanamadım. "ne diyosun sen?" dedim.

tam da tolstoy gibi olmama ramak kalmış ve kendimi hayatımda ilk kez yakışıklı bir adam gibi hissetmeye başlamışken bunu benden nasıl isteyebiliyordu?

"öyle gelme samandağ'a," diye sözlerine devam etti milan, "buralarda iyi karşılanmayabilir," dedi.

o an belki de bu düğün hiç bir zaman gerçekleşmemeli diye düşündüm.

"ama ben çok seviyorum sakalımı milan," dedim, "en sevdiğim organım benim o; onu oğuşturmak ve o esnada uzaklara dalıp derin düşünceler içinde kaybolmak marifetiyle kendimi sevmek, şu zavallı kimlik inşa sürecimin en önemli parçası bu günlerde," dedim.

XIX. yüzyılın büyük insanlarının sakallarıyla ilişkilerini şimdi çok daha iyi anlıyordum: sakalda keramet vardı, sakalını oğuşturdukça, allaaddin'in lambası misali, bir takım hakikat cinleriyle aydınlanıyomuşsun gibi bi hisse kapılıyordun.

fakat bunu bir kadına nasıl anlatabilirsin?

milan kestirip attı, "hem okulların başlamasına ne kadar kaldı, zaten kestirmeyecek miydin?" dedi.

ona, beni hayatımın en güzel yıllarını sakalsız geçirmek zorunda bırakan memuriyet hayatıma son vermeyi bir süredir ciddi ciddi düşünmeye başladığımı söyleyemedim.

bunun yerine saldırdım.
"yaw, sizin samandağ sosyetisi de ne katıymış,"dedim, "hem onların kendilerine ait protokol kuralları varsa benim de var," dedim, "lütfen ailelerimiz karşısında kişiliklerimi koruyalım bitanem," dedim.

milan ürkütücü bir cevap vermeyişle karşılık verdi -ki ben de böylece birden ürktüm- ve o vakit sonu felakatlere yol açabilecek kör bir haddini bilmezlik içinde olduğumun farkına vardım.

"tamam ya, madem öyle,"dedim ve telefonlarımızı kapattık.

9 Ağustos 2012

düello


biraz önce daha iyisi hiç bir zaman yazılamayacak bir hikaye okudum.

davetiyemizi hazırlamam gerekiyor ama böyle durumlarda her zaman olduğu gibi bir türlü harekete geçemiyorum zira üstesinden gelemeyeceğim bi şeymiş gibi bir his ve korkak bir kaçış ile felç olmuş bir hâldeyim.

ama bu gün, tüm bu kitaplar ne zavallıca diye düşündüm bi an. yaşayamayışımı okuyarak mı telafi ediyordum? 

3 Ağustos 2012

ulysses

breaking bad 'in dördüncü sezon finalini izliyordum. derken ev sallanmaya başladı.

klima püfür püfür eserken ve ben yalnızken oldu bu.

eğer ciddi bi şeyse milan için harika bir zamanlama olacak diye düşündüm.

mâmafih ciddi bir durum da söz konusu olabilirdi. 'beşik gibi sallanıyorduk' zira. belki de pozisyon değiştirip (kanepedeydim, bacaklarımı sehpaya uzatmıştım, pek rahattım,) kendime daha güvenli bi yer bulmam en doğrusu olacaktı ama daha güvenli  bir yer diye bi şeye inanmayan bir insanım.

derken macera bitti.
                                                      ***
ulysses'e başladım. (bir kez daha. ama bu sefer kararlıyım.) fakat kitap bir tuğla.

bunun üzerine bi yerlerden  pdf'ini buldum ve hemen epub'a çevirdim. şimdi son derece ergonomik bi şekilde, istediğim yerde, taşıma sorunları falan da yaşamadan okuyabileceim. bu sefer hakkından gelebileceim sanırım.

üstelik 'ulysses sözlüğü' de olacak terkimde.

genç adam bu hususta çok ciddiymiş gibi görünüyordu.

en çok tıklanan yazılar

Arşiv

Powered by Blogger.